İyi seyirler

Başkanlık pazu bandımı taktım, ikinci bir emre kadar bende. Seyir defterini açıyorum.

24 Şubat 2011 Perşembe

Gün Olur Alır Başımı Giderim

Şu ada senin, bu ada benim, yelkovan kuşlarının peşi sıra....

Orhan Veli şiiriyle başladığım güne tabi devamında birkaç kaçamak mekanı araştırmayla devam ettim. Kaçamak derken işten kaçamaktan bahsediyorum :)

Dünya çapında Cittaslow (Slow City) yani yavaş şehir diye bir oluşum var. Yavaş şehir olmanın bazı koşulları var tabi. Öncelikle yavaşlık ve sessizlik!!! Şehrin nüfusu 50.000' i geçmeyecek. Zanaat kenti olmak zorunda ve kendisini ön plana çıkaracak bir özelliği olmalı. Toprağın işgalini değil, gelişimini arttırması için işlevsel bir yönetim anlayışına sahip olmalı. En sevdiğim kriter ise; günü nefes nefese geçirmek değil, aldığı her nefeste doğayı, çevreyi hissederek geçirmek!!!

Büyük şehirlerdeki fast food kültürüne kaşı meydana çıkan slow food akımıyla başlamış olan slow city hareketi tüm dünyaya yayılmış durumda.

Türkiye' de iki şehir var bu sertifikayı almış olan; Seferihisar (sol üstte) ve Akyaka  (sağ altta). Bu arada bodrum, Marmaris gibi turizm patlamasının da önüne geçmek zorunda. Gürültülü barlar inşaa edilmezse o iş kolay. Aramızda kalsın!!! :)

1 Şubat 2011 Salı

Uğurlu Penisler

Bhutan' dır orası. Bu kadar bağımsız bir ülke yoktur dünya üzerinde. Ülkeye kısıtlı sayıda turist girebilir, girerken yaklaşık olarak 150 dolar ödersiniz. Hatta yanınıza valiz götürmeyin, çünkü jean, parfum, alkol, Luis Vouitton gibi popüler, moda, marka olan hiçbir şeyi ülkeye sokmuyorlar. Oraya özgü yerel kıyafetlerinizi gümrükte kuşanıp öyle içeriye girebilirsiniz... Hinduizm ve Budizm' in verdiği huzur, televizyonsuz hayatın getirdiği sadelikle yaşıyorlar, dışarıdan bırak Mc Donald's' ı hiçbir etken Bhutanlıların aklını karıştıramıyor. En azından 1960 yılına kadar böyleydi. Ülkeye sadece karayolundan ulaşabiliyordunuz. Artık havayolu şirketleri bile var. Turizm acentalarıyla iş birliği halindeler. Hatta Nasuh Mahruki bile show olsun diye gitti orada evlendi. Yine de kültürlerinin bozulmaması konusunda kararlılar.
İşte bu yüzden mutlular. Mutluluğun uğuruna inanıyorlar bir de penisin uğuruna :) aşağıda verdiğim link de bununla alakalı.

Uğurlu Penisler. - Dipnot.Tv

31 Ocak 2011 Pazartesi

Küçükken açılan gözler

28 Kasım 11:40' ta Güneş Yay burcundayken, Ay Kova burcundayken dünyaya gelmişim, bu arada Kova'ya doğru yükselmişim.
Aile terbiyesi almış biri olarak daha minicikken çadırda, şezlongda, obada bungalowda fotoğraflarım vardı. Tabi ağaç yaşken eğilirmiş. Oldum olası gezdiğim yerlerde en fazla pansiyonda kalmışımdır, akşam yemeği dahil konaklama lüksüne daha erişemedim.
Biraz daha büyüdükten sonra Atlas, National Geographic, Discovery Channel ne varsa, hangisi olursa sponsor bulup dünya turuna çıkmayı kafaya koymuştum. Ama hayat şartları daha o yaşlarda zorlamaya başladı. Olayı abartmadan kuzu kuzu üniversiteye gidildi, sonra güzelce bir iş sahibi olundu ve para kazanmanın verdiği tatlı duygulara saplanıldı.
Hayatımın ev-iş-ev arası olmaması için elinden ne gelirse yapanlardanım. Araya müzik, film, zengin kahvaltı, alkol ve gezmeler sıkıştırırım. Hatta bunların çeşitli kombinasyonlarına bayılırım; müzik-doğa- gezme, alkol-müzik, zengin kahvaltı-film...  
Hiç günlüğüm olmamıştı şimdiye kadar. Birazcık da tembel bir insan olduğum için günlükle uğraşamazdım üzgünüm :) ama gelsin klavyeler, gitsin internetler, al kucağa bilgisayarı, oh ne ala elektronik günlük!

Hani kalabalığa açılan kapıdan girerken duyulan heyecan vardır ya bu ilk yazımı yazarken aynı duyguları hissettim. Sevgili günlük, tanıştığımıza memnun oldum. Bana kısaca Gezi Kolu Başkanı dersin.